Gün içinde bazen gözlerimi bir noktaya dikerken yakalıyorum kendimi. Zihin çoktan başka sokaklarda; yapılacaklar listesi, yarım kalmış bir hayal, belki çocuklukta duyduğum bir şarkının nakaratı… İçimden “Herhalde yine bir karış havadayım,” diyorum ve gülümsüyorum. Bu yazıda “Bir karış havada olmak ne demek?” sorusuna hem sıcak bir merakla hem de veriye dayalı bir gözle yaklaşacağız: Dalgınlık mı, hayal kurma mı, yoksa yaratıcılığın atölyesi mi? Bir karış havada olmak ne demek? (Kısa tanım, uzun hikâye) Günlük dilde “bir karış havada olmak”, zihnin o anda bulunduğu mekân ve görevden kısmen kopması; dikkat odağının içe, hayallere ya da alakasız düşüncelere kaymasıdır. Psikolojide bu duruma…
8 YorumEtiket: bir
Beyza Hakan Ne Yapıyor? Gelecekte Bizi Neler Bekliyor? Hepimizin gözleri, zaman zaman geleceği görmek ister. İnsanlar, dünya hızla değişirken, gelecekte hangi alanlarda büyük etkiler bırakacak isimlerin kimler olacağını merak ediyor. Beyza Hakan da bu merak uyandıran isimlerden biri. Bugün, Beyza’nın gelecekte neler yapabileceğini ve dünyada nasıl bir etki yaratabileceğini anlamaya çalışacağız. Ama bu yazıyı okumadan önce sizlere bir soru sormak istiyorum: Beyza Hakan’ın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? Hangi alanlarda daha fazla parlayacağını tahmin ediyorsunuz? Beyza Hakan’ın kariyer yolculuğu, bugüne kadar hep ilgiyle takip edildi. Ama her yeni adım, yeni bir potansiyeli de ortaya koyuyor. Peki, gelecekte onu hangi alanlarda daha…
6 YorumŞiir ve İnşâ: Kelimenin Kalbi, Düşüncenin Mimarlığı Bazı konular vardır, yüzlerce yıl öncesinden bugünlere yankılanır. “Şiir ve inşâ” da onlardan biridir. Bu tartışma sadece bir edebiyat meselesi değil, düşüncenin, estetiğin, hatta bir milletin kendini ifade etme biçiminin kalbine dokunan bir mesele. Gelin, birlikte hem geçmişin kelimeleri arasında dolaşalım hem de bugünün aynasında bu tartışmanın yankılarını duyalım. Bir Zamanlar: Şiir mi Esas, İnşâ mı? Edebiyat tarihimizin köşe taşlarından biri olan Ziya Paşa’nın “Şiir ve İnşâ” makalesi (1868), sadece bir yazı değil, adeta bir manifesto gibiydi. O dönemde edebiyat ikiye ayrılmıştı: “inşâ” yani süslü, ağdalı nesir diliyle yazılan eserler ve “şiir” yani…
8 YorumSisterna Ne Demek Biyoloji? Hücrelerin Sessiz Ama Hayati Odacıklarına Küresel ve Yerel Bir Bakış Sisterna, hücre içinde özellikle endoplazmik retikulum ve Golgi aygıtında bulunan, yassı ve zarla çevrili bölmelere verilen isimdir. Bu bölmeler, hücresel maddelerin taşınması, işlenmesi ve paketlenmesi gibi yaşamsal görevleri üstlenir. Bazı kavramlar vardır ki sadece bilimsel terim olmaktan öteye geçer; onları anlamak için hem mikroskobun altına bakmak hem de insan kültürünün geniş penceresinden görmek gerekir. “Sisterna” da tam olarak böyle bir kelime. İlk bakışta kuru ve teknik gibi gelebilir ama aslında içinde hücrenin düzenini, evrenin organizasyon mantığını ve kültürlerin bilgiyi nasıl yorumladığını barındırır. Bu yazıda, hem laboratuvarın…
8 YorumHaberi Sunan Kişiye Ne Denir? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir Analiz Giriş: Güç İlişkileri ve Toplumsal Düzen Siyaset bilimi, toplumsal yapıları, güç ilişkilerini ve insanların bu ilişkilerdeki yerini anlamaya çalışan bir disiplindir. Her toplumda, belirli bir düzeyde güç dinamikleri vardır ve bu güçler, toplumsal düzeni şekillendirir. Peki, haberin sunulduğu mecra ve sunan kişiler bu güç dinamiklerini nasıl etkiler? İktidar, kurumlar, ideoloji ve vatandaşlık kavramları, haberi sunan kişilerin rolünü doğrudan etkiler. Bugün, haberin sunulma biçimi ve biçimlendiricileri, toplumsal yapının işleyişinde önemli bir yer tutuyor. Erkeklerin genellikle stratejik ve güç odaklı, kadınların ise demokratik katılım ve toplumsal etkileşim odaklı bakış açıları, bu süreçte…
8 YorumGümüş Böceği Nereye Yuva Yapar? – Güç, Mekân ve Görünmeyen İktidar Alanları Bir Siyaset Bilimcinin Merceğinden: Sessiz Güçlerin Anatomisi Bir siyaset bilimci olarak her zaman şu sorunun peşindeyim: “Güç nerede saklanır?” Çoğu zaman iktidarı parlamento kürsülerinde, seçim meydanlarında veya bürokratik koridorlarda ararız. Oysa gerçek güç, sessizce işleyen, görünmeyen, küçük alanlarda örgütlenen yapılarla ilgilidir. Bu açıdan bakıldığında, “Gümüş böceği nereye yuva yapar?” sorusu, sadece biyolojik bir merak değil; aynı zamanda siyasal bir metafordur. Gümüş böceği, tıpkı otoritenin gizli biçimleri gibi, karanlıkta yaşar, sessizce var olur ve sistemin açık alanlarına nadiren çıkar. İktidarın Mikropolitikası: Görünmeyen Alanlarda Hayatta Kalmak Michel Foucault, iktidarın yalnızca…
6 YorumBir Marka, Bir Hikâye: “Kale” Kimdir? Sevdiğim bir dostla çay içerken, bir anda “Kale hangi firma?” sorusu geldi ağzımdan. İçimden hissettim ki bu soru sadece ticaret defterlerine sıkışmış kuru bir soru değil; kimliğiyle, kültürle, emeğiyle dokunan bir hikâyeyi de merak etme isteği taşıyordu. Ve işte sana, “Kale”nin ardındaki sıcak ama güçlü hikâyeyi anlatmak istiyorum. İbrahim’in Hayali ve İlk Seramik Fırını 1950’lerin sonunda İbrahim Bodur, Çanakkale’de küçük bir seramik atölyesi kurmaya karar verdi. O dönemde Türkiye’nin seramik üretimi çok sınırlıydı; ithalat yaygındı. İbrahim, bu açığı kapatmak, kendi topraklarından bir değer çıkarmak istiyordu. 1957’de kurulan Çanakkale Seramik Fabrikaları, Kale Grubu’nun temelleri oldu.…
6 Yorumİnsan gözünü ölçmek, sadece bir tıbbi işlem değil; aynı zamanda bir kültürün dünyayı nasıl gördüğünü anlamanın bir yoludur. Bir antropolog olarak her zaman şu soruyla başlarım: “Görmek” evrensel bir fiil midir, yoksa kültürden kültüre değişen bir anlamlar dizisi midir? Bu sorunun cevabını ararken, “Göz ölçümü kim yapar?” sorusu birden bire teknik bir meraktan çıkar, insanın kendisini ve dünyayı algılama biçimini temsil eden bir sembole dönüşür. 1. Görmenin Antropolojisi: Gözden İçeriye Bakmak İlk insan topluluklarından günümüze kadar, göz her zaman bir bilgi kapısı olarak görülmüştür. İlkel kabilelerde şamanlar, hastalıkların “gözdeki karanlık”tan geldiğine inanırdı; oysa modern toplumlarda optometristler, aynı gözdeki kırılma kusurunu…
8 YorumTüketimin Sosyolojik İzleri: Gross Market Ne Zaman Kuruldu? Bir araştırmacı olarak toplumsal yapıların bireylerle olan etkileşimini gözlemlerken, en sıradan görünen davranışların bile ne kadar derin anlamlar taşıdığını fark etmek her zaman büyüleyici gelir. İnsanlar markete gitmek, alışveriş yapmak veya bir markayı tercih etmek gibi gündelik eylemleri yalnızca ihtiyaçlarını karşılamak için yapmaz; bu eylemler kimliklerini, değerlerini ve aidiyetlerini ifade etmenin yollarıdır. “Gross Market ne zaman kuruldu?” sorusu, yüzeyde basit bir bilgi arayışı gibi görünse de, aslında tüketim kültürünün toplumsal dokudaki yerini anlamak için güçlü bir başlangıç noktasıdır. Gross Market’in Ortaya Çıkışı ve Modern Tüketim Kültürü Gross Market, Türkiye’de 1990’lı yılların sonlarından…
8 YorumÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve “Boy Veren” Sözcüğünün Eğitimsel Derinliği Bir eğitimci olarak her gün sınıfta, bir kelimenin bile nasıl bir düşünceyi, duyguyu ve anlam dünyasını değiştirebildiğine tanıklık ederim. Öğrenmek, yalnızca bilgi edinmek değil; anlamı yeniden inşa etmek, kelimelerin içindeki yaşamı fark etmektir. Çünkü dil, düşüncenin aynasıdır. Tıpkı doğada filiz veren bir tohum gibi, her öğrendiğimiz kavram da zihnimizde bir “boy verir.” Bugün, TDK’ye göre anlamını inceleyeceğimiz “boy veren” ifadesi, sadece bir sözlük tanımından ibaret değil; öğrenmenin büyüme, gelişme ve dönüşme yolculuğunun da simgesidir. Boy Veren Ne Demek TDK’ye Göre? Dilsel Anlam ve Doğal Bağlantı Türk Dil Kurumu’na göre “boy vermek”…
8 Yorum