İçeriğe geç

Hangi gün doğdum hesaplama ?

“Hangi gün doğdum hesaplama” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Gpy olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.

Doğduğum Günün Peşinde: İçimdeki Zamanı Ararken

Kayseri’nin sabahları hep serttir. Soğuk, net ve biraz da insanı kendine getiren bir tarafı vardır. Ben 25 yaşındayım ve bu şehirde büyümüş olmanın bana kazandırdığı en net şeylerden biri, duygularımı bastırmak yerine onlarla yaşamayı öğrenmek oldu. Günlük tutuyorum. Uzun uzun yazıyorum. Bazen bir cümle bile sayfalarca sürüyor içimde.

Son zamanlarda kafama takılan tek bir soru vardı: Hangi gün doğdum hesaplama? Bunu neden bu kadar önemsediğimi tam olarak ben de bilmiyordum. Belki de hayatımda kontrol edemediğim şeylerin arasında, en azından bir başlangıç noktasını anlamlandırmak istiyordum. Doğduğum tarih zaten belli, ama o günün haftanın hangi gününe denk geldiğini bilmek içimde garip bir merak uyandırıyordu.

Eski Defterlerin Arasında Kaybolmak

Bir akşam odamda eski defterlerimi karıştırırken buldum kendimi. Kayseri’nin gece sessizliği camdan içeri sızıyordu. Defterlerim arasında çocukluğuma ait karalamalar, lise yıllarından kalma yarım şiirler ve üniversite döneminde yazdığım uzun iç dökümler vardı.

Bir sayfanın köşesine şöyle yazmışım:

“İnsan bazen nereden geldiğini bilirse, nereye gideceğini de daha iyi anlar.”

O an içimde bir şey kıpırdadı. İşte tam da bu yüzden “Hangi gün doğdum hesaplama?” sorusu zihnime takılmıştı. Sadece bir tarih değil, bir anlam arıyordum. Sanki doğduğum günün haftanın hangi gününe denk geldiğini bilirsem, kendimle ilgili eksik bir parçayı tamamlayacaktım.

Telefonumu aldım, arama motoruna yazdım: Hangi gün doğdum hesaplama?

Bir anda ekranda farklı siteler, hesaplama araçları, algoritmalar çıktı. Ama hiçbiri içimdeki o duyguyu tam olarak karşılamıyordu. Ben sayı değil, his arıyordum.

Kayseri Gecesinde Bir Hesaplama

O gece pencereyi açtım. Dışarıda Kayseri’nin sert rüzgârı vardı. Uzakta bir köpek sesi, arada geçen arabalar… Şehir uyurken ben kendi içimde uyanıktım.

Doğum tarihimi yazdım. Gün, ay, yıl. “Hangi gün doğdum hesaplama?” aracının sonucu yüklenirken içimde garip bir heyecan vardı. Sanki geçmişimden bana bir mektup gelecekmiş gibi.

Sonuç çıktı.

Bir gün.

Sadece bir gün.

Ama o an bana sadece bir gün gibi gelmedi. İçimde bir şey çözüldü. Sanki yıllardır anlam veremediğim bazı duygular, o küçük bilgiyle yerine oturdu.

O gün bir Pazartesiymiş.

İçimde garip bir sessizlik oldu. Pazartesi… Haftanın başlangıcı. İnsanların yeniden başlamak zorunda olduğu gün. Bir anda kendime şunu sordum: Ben başlamak için mi doğmuştum?

Bu düşünce beni hem heyecanlandırdı hem de hafifçe korkuttu.

Günlük Sayfalarına Dökülen Duygular

O gece günlüğüme uzun uzun yazdım. Kalem elimde titriyordu.

“Eğer gerçekten Pazartesi doğduysam, hayatımın sürekli bir başlangıç hissiyle geçmesi bu yüzden mi? Neden hiçbir şeye tam olarak ‘vardım’ diyemiyorum?”

Bu sorular beni yormuyordu aslında. Aksine, içimdeki boşluklara anlam veriyordu. “Hangi gün doğdum hesaplama?” sadece teknik bir merak olmaktan çıkmıştı. Kendimle kurduğum bir bağ haline gelmişti.

Kayseri’nin o sessiz gecesinde, dışarıdan bakıldığında sıradan bir gençtim belki. Ama içimde büyük bir sorgulama vardı. Hayatımın yönünü değiştirmeyecek küçük bir bilgi, sanki iç dünyamı baştan yazıyordu.

Çocukluğa Açılan Kapı

Ertesi gün annemi aradım. Sesi her zamanki gibi sıcak ve tanıdıktı.

“Anne, ben hangi gün doğmuştum?”

Bir an durdu. Sonra gülümsediğini hissettim telefondan.

“Pazartesiydi,” dedi.

İçimde bir şey daha yerine oturdu. Demek ki doğruydu. “Hangi gün doğdum hesaplama?” sonucunun ötesinde, annemin sesi bunu doğruluyordu.

O an çocukluğuma dair küçük sahneler gözümün önüne geldi. Hastane odası, telaşlı ama mutlu yüzler, yeni bir başlangıcın heyecanı…

Belki de bu yüzden hayatım boyunca hep bir şeylere başlama isteği taşıyordum. Ama çoğu zaman devam ettirmekte zorlanıyordum.

Başlangıçlarla Bitmeyen Döngü

Günler geçtikçe bu düşünce içimde farklı bir yere evrildi. Artık “Hangi gün doğdum hesaplama?” sadece bir merak değildi. Kendi karakterimi anlamaya çalıştığım bir araç haline gelmişti.

Kendime daha dürüst olmaya başladım. Neden bir işe hevesle başlayıp yarım bıraktığımı sorguladım. Neden bazı insanlara kolay bağlanıp sonra aniden uzaklaştığımı düşündüm.

Belki de Pazartesi doğmak, sürekli yeni başlangıçlar aramak demekti. Ama hiçbir başlangıcın içinde uzun süre kalamamak da…

Bu düşünce beni bazen hüzünlendiriyordu. Bazen de garip bir umut veriyordu. Çünkü başlangıç her zaman yeniden deneme şansıydı.

Şehrin İçinde Kendimi Dinlemek

Kayseri’de yürürken artık sokaklar bana farklı geliyordu. İnsanların telaşı, sabah işe gidenlerin yüzleri, akşam eve dönenlerin yorgunluğu…

Hepsi bir döngünün parçasıydı.

Ben ise o döngünün içinde kendi başlangıç noktamı öğrenmiş biriydim. “Hangi gün doğdum hesaplama?” bana sadece bir tarih değil, bir bakış açısı kazandırmıştı.

Bir kafede otururken defterimi açtım ve yazdım:

“Belki de mesele hangi gün doğduğum değil. O günü nasıl taşıdığım.”

Bu cümleyi yazarken içimde hafif bir rahatlama hissettim. Sanki uzun zamandır aradığım şey bir cevap değilmiş de, bir kabullenişmiş gibi.

İçimde Kalan Sessiz Umut

İlginizi Çekebilecek İçerik: Halk TV'ye nasıl ulaşabilirim ?

Şimdi geriye dönüp baktığımda, o basit merakın beni kendime ne kadar yaklaştırdığını görüyorum. “Hangi gün doğdum hesaplama?” diye başlayan o küçük sorgu, içimde büyük bir yolculuğa dönüştü.

Hâlâ bazen düşünüyorum. Eğer farklı bir gün olsaydı, ben farklı biri olur muydum? Yoksa aynı soruları yine kendime sorar mıydım?

Bilmiyorum.

Ama bildiğim bir şey var: İnsan kendini anlamak için bazen en basit sorulara ihtiyaç duyuyor.

Ve ben o soruların içinde, Kayseri’nin soğuk ama net gecelerinde, kendi iç sesimi daha iyi duymayı öğrendim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://coinciforum.com https://moiva.com.tr https://konseptprojeyonetim.com.tr Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!