Celme Takma Anlamı Nedir?
Toplumda çoğu zaman bir davranışın ya da söylemin çok derin bir anlamı olabilir. “Celme takma” ifadesi de, yüzeyde basit bir hareket ya da söz gibi görünebilir; fakat aslında çok daha derin ve çeşitli toplumsal anlamlar taşır. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında bu ifadeyi ele almak, yalnızca dildeki değil, toplumsal yapılarımızdaki eşitsizlikleri de ortaya koymaktadır. İstanbulluyum ve sokakta, toplu taşımada, işyerinde gözlemlediğim pek çok örnek, “celme takma” anlamının çeşitlilik gösterdiğini ve farklı grupları nasıl etkilediğini bir kez daha gösteriyor.
Celme Takmanın Toplumsal Cinsiyetle İlişkisi
Celme takmak, dilimize bir tabir olarak yerleşmiş olsa da, genellikle erkekler tarafından erkeklere uygulanan bir davranış biçimi olarak karşımıza çıkar. Bir erkek, diğer erkeğe sosyal statüsünü ya da fiziksel üstünlüğünü göstermek için celme takabilir. Bu davranış, genellikle erkeklik kodlarına dayalı bir biçimde şekillenir. Toplumda hâlâ yaygın olan bu anlayış, erkeklerin duygusal zayıflıklarını ya da daha hassas taraflarını gösterebilmeleri gerektiği fikrini reddeder. Oysa toplumsal cinsiyet eşitliği için bu tür davranışların kırılması gerekiyor.
Geçen gün, toplu taşımada bir grup erkeğin, birbirlerinin şaka yollu “celme takma” hareketlerine maruz kaldığını gözlemledim. Aslında bu, sadece bir şaka gibi görünse de, içerdiği anlam çok daha derindi. Erkekler arasında bu tür davranışlar, bir tür üstünlük mücadelesi gibiydi. Bu da toplumsal cinsiyetin erkeğin duygusal ifadelerini nasıl sınırlandırdığına dair güçlü bir örnektir. Erkeklerin kendilerini güçlü ve “sert” gösterme çabası, toplumsal cinsiyet eşitliğine giden yolda ciddi bir engel teşkil eder.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Celme Takma
Toplumdaki farklı gruplar, celme takma anlamını farklı şekillerde algılayabilir. Özellikle LGBTQ+ bireyler için, bu tür davranışlar yalnızca cinsiyetin ve kimliğin ötesinde daha fazla anlam taşıyabilir. Geçtiğimiz hafta, bir sosyal etkinlikte, bir arkadaşımın yaşadığı deneyime tanıklık ettim. Kendisi, cinsiyet kimliği nedeniyle “celme takılma” ve toplumsal baskılarla sürekli karşılaşıyordu. Çoğu zaman bu tür davranışlar, bir kimliğe baskı uygulama, onu küçümseme ya da daha fazla dışlama anlamına gelir. Celme takmanın sadece eğlenceli bir şaka olmadığını, toplumsal eşitsizliğe hizmet eden bir araç olduğunu fark etmek bu bağlamda önemli.
Bir başka gözlemim, kadınlar arasında bu tür bir davranışın nasıl farklı şekilde şekillendiğidir. Kadınlar arası “celme takma” durumları, genellikle daha çok sesli veya dolaylı yollardan gerçekleşir. Bu, kadınların toplumsal olarak güçsüzleştirildiği ve dışlandığı bir dünyada, birbirlerine daha çok küçük düşürücü şekilde takılmalarına neden olabilir. Toplumun dayattığı kadınlık normları ve güzellik standartları, kadınları bu tür davranışlarla birbirlerine karşı daha rekabetçi hale getirebilir. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında önemli bir engel teşkil eder.
Celme Takma ve Sosyal Adaletin Kırılgan Yapısı
Sosyal adaletin en temel ilkelerinden biri, bireylerin eşit haklara sahip olması ve kendi kimliklerini özgürce ifade edebilmesidir. Fakat, sokakta, işyerinde ve hatta aile içinde sıkça karşılaşılan “celme takma” gibi davranışlar, sosyal adaletin yok sayılmasına neden olabilir. Örneğin, iş yerinde kadın çalışanlarının sürekli olarak erkek çalışanlar tarafından “celme takılması” ya da iş arkadaşları tarafından küçümsenmesi, sosyal adaletin ihlali olarak görülebilir. Bu tür davranışlar, bireylerin eşit şekilde temsil edilmesini engeller ve toplumsal yapıyı daha da kutuplaştırır.
Sosyal adaletin sağlanabilmesi için, her bireye eşit saygı ve özgürlük verilmesi gerekir. Ancak sokaklarda ve toplu taşıma araçlarında bazen sadece bir bakış ya da hareketle bile kimliklere, cinsiyetlere ve farklılıklara dair ayrımcılık yapılmaktadır. Bir kadın ya da LGBTQ+ birey, yalnızca toplumsal normlar nedeniyle sürekli olarak celme takılma gibi tavırlara maruz kalabilir. Oysa bu, sadece bir şaka ya da küçük bir davranış gibi algılanmamalıdır. Çünkü toplumsal eşitsizliğin her türlü hali, başka gruplar üzerinde ciddi bir baskı oluşturur.
Sonuç: Celme Takma ve Toplumsal Dönüşüm
Celme takma gibi davranışların, toplumsal yapılarımıza ve günlük yaşamımıza etkisi büyük. Toplumsal cinsiyet eşitliği, çeşitlilik ve sosyal adalet için bu tür davranışların kırılması gerekmektedir. Farklı toplumsal gruplar arasında, kimlikleri ve statüleri üzerinden yapılan bu tür “şakalar” ya da alaylar, eşitsizliği sürdürür. Sokakta, işyerinde ya da toplu taşımada gözlemlediğimiz örnekler, aslında bizim toplumsal normlarımızı ne kadar içselleştirdiğimizi gösteriyor. Her birey, kimliğini özgürce ifade etme hakkına sahip olmalıdır. Bu da, küçük ya da büyük her türlü ayrımcılıkla mücadele ederek sağlanabilir.